CHP’ye yönelik alınan mutlak butlan kararı, yalnızca bir parti meselesi değil; Türkiye’de siyasetin yargı eliyle yeniden düzenlenmesi girişimidir. Bu karar, halk iradesine ve Cumhuriyet’in laik-demokratik birikimine dönük karşı devrimci bir darbedir.
Uzun süredir muhalefeti yargı sopasıyla etkisizleştirmeye çalışan, toplum ile siyasetin bağını koparan anlayış, bugün siyasetin alanını mahkeme salonlarında belirlemeye çalışmaktadır. Bu durum hukuk devleti ilkesinin tamamen ortadan kaldırıldığının, siyasetin demokratik ve toplumsal ayağının yok edildiğinin göstergesidir.
Ülkemizde, hukuk başta olmak üzere, kurumların dönüştürüldüğü karşı devrim süreci, başta ABD olmak üzere, emperyalizmin Türkiye’yi de içine alan ve egemen ülkeleri yok etmeyi hedefleyen bölgesel planlarından bağımsız değildir. Atılan bu ucube adımın, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump arasında çok kısa bir süre önce yapılan görüşmenin hemen ardından gelmesi ise tehlikeli bir noktaya işaret etmektedir. Türkiye’nin iç siyasetinin uluslararası dengeler ve pazarlıklarla şekillendirilmesine dönük her girişim, ülkenin bağımsız demokratik egemenliğine zarar vermektedir.
Açıktır ki mesele yalnızca CHP değildir. Amaç; “yeni anayasa” dayatmasıyla Cumhuriyet birikiminin tamamen tasfiye edildiği bir siyasal düzen kurmaktır. Bu karşı devrimci saldırıya yanıt, Cumhuriyet’in birikimine sahip çıkmak ve onu ileri taşıyarak yeni bir Cumhuriyet mücadelesini yükseltmekten geçmektedir.
Laiklik Meclisi, bu mücadele için, laikliğin, hukukun ve halk iradesinin kazanacağı bir mevziiyi büyütmek için çalışmaya devam edecektir.