2026 yılının ilk iki ayında laiklik ihlalleri, devletin en üst kademelerinden başlayarak yargının yanı sıra siyasetin iktidar ve muhalefet cepheleri ile üniversiteler, eğitim kurumları, mülki idare amirlikleri ve toplumsal alanda büyük bir artış göstermiştir. Raporlarımızda yer alan, siyasi iktidarın “yeni hukukuna” ilişkin verilerin yanı sıra iktidar ve destekçileri ile muhalefet partilerinin laikliği ayaklar altına alan tutumlarına ilişkin veriler birlikte değerlendirildiğinde ülkemizin karşı karşıya olduğu büyük tehlikeyi ortaya çıkmaktadır.
Başta laiklik olmak üzere, Cumhuriyet’in kuruluş ilkeleriyle hesaplaşma ve bunları gayri meşru ilan etme girişimleri ile bunlara eşlik eden yargı kademelerinin tutumunun yanı sıra emperyalizmin hedefleri doğrultusunda ülkemizi adeta bir sömürge konumuna düşüren yüzyıllar öncesinin ilkel yönetim biçimlerine açıkça yapılan atıflar, karşı devrim cephesinin hedefini ve geldiği aşamayı gözler önüne sermektedir.
Ocak ve Şubat verileri, siyasi iktidar ile çevresinin Laik Cumhuriyet’e meydan okurcasına onu gayri meşru ilan ederek gerici baskı rejimini “Eski Türkiye bitti” ve “Yeni Türkiye” söylemleriyle adeta ilan ettiğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Cihatçı terör örgütleri ve tarikat cemaat uzantısı vakıf ve derneklerle ortaklaşa yürüttüğü faaliyetlerin yanı sıra bu yapıların oluşumlarını desteklemekle kalmayıp onlarla aynı dili kullanmaktan kaçınmayan siyasi iktidarın yanı sıra kolluk ve yargının cezalandırma pratiği, laiklik ve Cumhuriyet’e sahip çıkan toplum kesimlerine gözdağı vermenin ötesine geçildiğinin göstergesidir.
Ocak ve Şubat aylarındaki veriler, laik hukukun tamamen hiçe sayılarak, siyasi iktidarın “yeni hukukunun” işletildiğini, devlet kurumlarının en üstten başlayarak, dini faaliyetlerin uygulandığı alanlar haline getirildiğini, mülki idare amirlerinin kamunun olması gereken laik niteliğini açıkça hiçe sayarak Anayasa ve yasalara aykırı bir biçimde faaliyet yürüttüklerini ortaya koymaktadır. Kamu kurum ve kuruluşlarının cihatçı terör örgütleri ve tarikat-cemaat uzantısı yapılara açıldığını ortaya koyan veriler, endişe verici bir biçimde artmaktadır.
Siyasi iktidar ve destekçilerinin, Suriye’yi ele geçirerek geçici hükümet kurduğunu ilan eden cihatçı terör örgütü Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) ile devlet kademelerinin en üst düzeyde süren ilişkileri Ocak ve Şubat ayları raporlarımızdaki verilerde yer almaktadır. Cihatçı terör örgütlerinin ülkemizde yuvalandığına, büyük bir rahatlıkla faaliyet yürüttüğüne, korunup kollandığına, Cumhuriyet’in ve laikliğin siyasi iktidar ve çevresi tarafından kriminalize edildiğine ilişkin veriler de göz önünde bulundurulduğunda, içeride yürütülen bu karşı devrim sürecinin dış siyasetteki bağlantıları da gözler önüne serilmektedir.
Laik Cumhuriyet’e karşı Osmanlı devlet ve toplum düzeni propagandasının gerek siyasette, gerek eğitimden başlayarak bütün kamu kurumlarında bir temel politika olarak uygulandığı raporlarımızdaki verilerde açıkça görülmektedir.
Ocak ve Şubat ayları raporlarımızdaki veriler, Diyanet İşleri Başkanlığının, eğitim kurumları başta olmak üzere çeşitli bakanlıklarda, devlet kurumlarında ve toplumsal alanda artan etkisinin yanı sıra büyüyen ekonomik gücünü de teyit etmektedir.
“Yeni Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” ve ÇEDES projesinin ardından “Ramazan Genelgesi” ile okul öncesinden başlayarak bütün eğitim kademelerini kapsayan, gerek Anayasa ve yasaları hiçe sayan gerekse laik ve bilimsel eğitimi açıkça ortadan kaldırmayı hedefleyen uygulamaları, Milli Eğitim Bakanlığının, gelecek kuşakları hedef alan karşı devrim cephesinin aygıtı haline getirildiğini gözler önüne sermektedir.
Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından üniversiteler ve yurtlardan başlayarak, çocuklar ve gençler başta olmak üzere, toplumun bütününe dayatılan laiklik karşıtı gerici uygulamalar Ocak ve Şubat ayları boyunca giderek artan boyutlarda endişe verici bir düzeye taşınmıştır.
TSK’daki Cumhuriyet değerlerinin, bu değerlere sahip çıkan görevlilerin tasfiyesine dönük adımlarla birlikte tarikat cemaat bağlantılı kadrolaşma, ordudaki dönüşümün tehlikeli boyutlarını gözler önüne sermektedir.
Yargı, akademi, TSK ve eğitim başta olma üzere bütün diğer kamu kurumlarındaki dönüşümün yanı sıra, Cumhuriyet’in tasfiyesine dönük emperyalizm ile birebir bağlantılı laiklik karşıtı gerici işleyiş karşısında ana muhalefet başta olmak üzere, meclis bileşiminin genel tutumu siyasi iktidarın karşı devrimci “yeni rejimiyle” uyumlu bir tabloya işaret etmektedir.
Bu tablo, giderek daha bütünlüklü ve tehlikeli bir biçimde yeni bir aşamaya geçen karşı devrim hamlesini durdurmanın ancak laikliğe ve Cumhuriyet’e sahip çıkan yurttaşların iradesiyle mümkün olacağını bir kez daha göstermektedir.
Laiklik Meclisi İzleme Merkezi olarak laiklik ihlalleri ile ilgili ulaşabildiğimiz verilerin ayrıntılı dökümlerine Ocak 2026’da 144, Şubat 2026’da 178 kapsamlı başlıkta Laiklik İhlalleri Raporlarında yer verdik.
Laiklik Meclisi İzleme Merkezi, 20 Nisan 2026